13 Temmuz 2013 Cumartesi

Küçük Yalanlar... Büyük Kayıplar... - breath*glc


Bazen ufak küçük yalanlar söylemek gerekebilir. Onları söylerken ne kadar acı çeksek de karşımızdaki kişinin mutlu olmasını istemek bu acıyı hafifletir. Biliriz, en sonunda bu küçücük beyaz yalan da ortaya çıkacak ve daha da büyük acı çekmemizi sağlayacak. Ama bir farkla bu sefer tek değilizdir. Karşımızdaki kişinin de acı çekmesine neden olmuşuzdur. Bir an onun mutlu olacağını düşünmüş yalanlımızı söylemişizdir. Ama sonunu düşünmek hiç aklımıza gelmemiştir. Bizim istediğimiz küçük yalanla bile olsa onun mutlu olmasıdır. Mutlu olmasını istemek neden kötü bir şey olsun ki? Hem onun
mutluluğuyla biz de mutlu olmaz mıyız? Sonuçta hem kendimizi hem de onu yalancı bir mutlulukta buluruz. Biz bunun yalancı mutluluk olduğunu zamanla unuturuz. Zamanın geçmesi belki de bu küçücük beyaz yalanın daha da büyük bir yalan olmasını sağlamıştır. İşte bundan sonra yalanın artık ortaya çıkma vakti gelmiştir. Doğruyu söyleme görevi bize kalmıştır. Muhtemelen bunu yapmamıza bile gerek kalmaz. Çünkü tam bizim söyleyeceğimiz anda o bunu çoktan öğrenmiştir ve o bir anlık mutluluk içinde kara bulutlara çevrilmiştir. Yani bizim bundan sonra doğruyu söylememizin hiçbir etkisi yoktur. Onun öğrenmesi bize olan güvenini de sarsmıştır. Biz söyleseydik gene üzülürdü ama en azından güvenini kaybetmezdik. Artık her şey bitmiştir. Yalanı söylediğimiz andaki mutluluk sadece bir anı olarak kalmış, küçücük bir yalanla hem güven hem de mutluluk uçup gitmiştir. O küçücük yalanla mutluluğu kaybetmiş yalnızlığın esiri olmuşuzdur…





0 yorum:

Yorum Gönder